Şehir (2025)

 

Sia Kitap’tan Şehir (2025)

‘Şehir’i severek ve bavul çekme kulpunun kısa olmasına her seferinde gülerek okumaya başladım.’ Orhan Pamuk

Bu roman, bir şehri, içinde yaşayan insanların beklentileri, merakları ve kaygıları üzerinden tanıma öyküsüdür. Kaya Genç, yirminci yüzyıl modernist romancılarının üslubunu yeni milenyumun ruhuyla yeniden yaratıyor. Sakin, telaşsız ama kendinden emin bir dille, öykü anlatımının derin bir örneğini sunuyor.’ Burhan Sönmez

‘Şehir, yalnızca bir ‘kent romanı’ değil; aynı zamanda erkeklik, göç, Avrupa, Türkiye, kimlik, cinsellik ve politik körlük üzerine derin bir edebi hafıza metni.’ Müge İplikçi

‘Genç’ten sürükleyici bir kitap.’Travel + Leisure Türkiye

‘Kaya Genç, Şehir’de yeni bir tarz denemiş, roman akıp gidiyor.’ Selçuk Tepeli 

‘Şehir, 2000’lerin ilk on yılının tam orta noktasında, yirmili yaşlarında üç insanın paylaştıkları dört mevsimi lezzetli bir üslupla anlatıyor.’ Oksijen Gazetesi

‘Yerli edebiyata olan inancımı artıran bir roman… Nasıl adrenalin! İşin kötü yanı, ben yazarı geç keşfettim.’Frogg Prince

2025’in hatırlanmaya değer kitaplarından biri de, Kaya Genç’in yeni romanı şüphesiz. Şehir, Türkiye’de öz-kurmaca yazmanın hâlâ ne kadar cesaret isteyen bir edebi hamle olduğunu güçlü biçimde hatırlatan metinlerden biri. Genç’in hem kendi hayatıyla hem de Türk ve dünya edebiyatının bıraktığı mirasla giriştiği çok katmanlı bir hesaplaşmanın dökümü (ve hatta bu dökümlerin ilki) olarak okunabilir… Çağdaş edebiyatımızda, örneklerinin Yigit Bener’in birkaç anlatısı dışında çok sınırlı göründüğü öz-kurmaca türü, Şehir ile bir atağa kalkmanın sinyallerini veriyor olabilir. Öyle ki, Kaya Genç’in romanı, tam da bu dar alana bilinçli bir şekilde giriyor… Kaya Genç, Joyce’un gölgesinde kalmıyor. Aksine bu hayranlığı, kendi deneyimini derinleştiren bir entelektüel arka plan olarak kullanıyor. Joyce kitapta bir “üstat”tan çok, yazının sınırlarını zorlamaya teşvik eden, iyi edebiyatın ne olduğunu sürekli hatırlatan bir eşlikçi gibi konumlanıyor… Kaya Genç’in yeni romanı, Türkiye’de öz-kurmaca yazmanın bugün bile ne kadar kırılgan ve riskli bir alan olduğunu güçlü biçimde ortaya koyuyor. Öte yandan yazılması ve yayımlanmasıyla başlı başına cesur işe imza atarak, belki de gelecek onlarcasının önünü açıyor. İlk kitaptan sonra on altı yıllık bir beklemenin ardından gelen bu roman, Kaya Genç’in edebiyatla kurduğu sabırlı ve ısrarlı ilişkinin ürünü.’K24, Kerem Görkem

‘Yeni romanı Şehir’de Kaya Genç, edebiyatın kurmaca mimarisinden çok deneyimin çıplaklığına yaslanan bir anlatı kuruyor. Amsterdam’da geçen bir yıl üzerinden yazarlık, utanç, ayrıcalık ve başlayamama halini sorgulayan roman, bugünün edebiyatında sıkça karşılaştığımız ‘tasarlanmış hikâye’ anlayışına da açık bir itiraz içeriyor.’ —Sabitfikir, Erdem Öztop

‘Şehir, Kaya Genç’in kişisel tanıklık ile kültürel gözlemi iç içe geçirerek İstanbul’u bir yaşam alanı, bir anlatı mekânı ve düşünsel bir arşiv olarak ele aldığı bir anlatı kitabı. Metin, sokaklar, semtler, gündelik karşılaşmalar ve kültürel hafıza üzerinden ilerlerken, kentin değişen yüzünü bireysel deneyimle birlikte kayda alıyor. Yazı, edebiyat, sinema, müzik ve şehir tarihi arasında kurulan geçişlerle genişleyen bir düşünme alanı oluşturuyor. Şehir, İstanbul’u zaman içinde dönüşen ve anlatıyla çoğalan bir deneyim alanı olarak okura açıyor.’ —Art Unlimited

2000’lerin başına dönüp o dönemin dünyasını anlatıyor Genç; bu bir tarihsel roman bu yönüyle, Türkiye’nin önemli bir dönüşümden geçtiği bir dönemin bir kesitinin kaydını tutuyor. Genç’in sakin, günlükle belgesel dili arasında denge bulmuş anlatımı dışarıdan kolay, rahat gibi gelebilir belki, ama öyle degil: burada iyi bir tarihçinin geçmişin belli bir anını, dönemini yeniden canlandırmasındaki başarı gerçekleşmiş… Kitabın arka kapağına taşınan Theo van Gogh cinayeti romanı belirleyen bir olay değil kanımca; bu olay romanda yeniden canlandırılan o Gmail’in ilk ortaya çıkış anı kadar etkili anlatı açısından. Dediğim gibi, bu fenomenolojik anlatıda bireyin iç dünyasının tarihsel sayılan olaylarla değil onların üstünde şekillendiğine tanık oluyoruz. 2004 yılında Amsterdam’da bir tez yazma macerası kahramanın başladığı yere dönmesinden başka hiçbir şeyle sonuçlanmıyor, ama bu hiçlik anlatının özünü oluşturuyor… Bu roman edebiyatımızda kalıcı olacak olan romanlardan biri, dilin kamerasıyla bir dönemi, bir çevreyi başarıyla sorguluyor.’ Sabitfikir, Sabri Gürses

‘Harika bir yazar ve edebiyatın yorulmak bilmeyen savunucusu.’ Elif Batuman

‘Kaya Genç, sıra dışı bir zamanda sıra dışı hayatları samimi, zeki, ayrıntılı, hayat dolu bir üslupla anlatıyor.’ Andrew Sean Greer

Yaşama ve krize dair, yaşam ve krizin bizim yaşamadığımız yerlerde nasıl bir arada var olduklarına dair, haberlerin sağlayabileceğinden daha kapsamlı bir resim elde edebilmek için, Kaya Genç’in yazdığına benzer kitaplara ihtiyacımız var’ Michael Cunningham

Kaya Genç büyüleyici olduğu kadar düşündürücü bir üslupla yazıyor’Elif Şafak

Kaya Genç’in yazdıkları, her zaman şeylerin içindeki gizli bir gerçeğe dokunur’ Jenny White

Kaya Genç, Türkiye’nin kendisiyle hesaplaşma sürecinde dinlenmesi gereken bir ses olarak kendini kabul ettirdi’ The Economist

Kaya Genç, son yıllarda ortaya çıkan en ilginç Türk yazarlardan biri. Hem denemelerinde hem de romanlarında sınırların ötesiyle sohbet ediyor, kendine özgü sesini ve bakış açısını oluşturuyor ve baskın anlatılara meydan okuyor Maureen Freely

Genç, Türkiye’de yaşayan ve İngilizce yazan en önemli Türk yazarThe Millions

Kaya Genç’in perspektifi iyi kalplilik, dürüstlük ve cesareti harmanlıyor. Genç nazik bir yazar ama asla geri çekilmiyor, saklanmıyor veya kaçmıyor. Onun cesareti esas olarak iki şeyden kaynaklanıyor: gerçeğe ve insana duyduğu sevgiden. Üretken ve tutkulu bir yazar…’Andrea Bajani

‘Kaya Genç‘in çalışmaları, Gabriel García Márquez ve Czesław Miłosz gibi yirminci yüzyıl sonu yazarlarını anımsatan bir kapsama ve genişliğe sahip’ Andrew Singer, Pennsylvania State Üniversitesi

 

 
 
Bu şehre yazmak için geldim.
 

Ağustos 2004. Atatürk Havalimanı.
Yirmi üç yaşında bir Amsterdam yolcusu.

İngiliz Edebiyatı alanında yüksek lisans yapma kisvesi altında, başka bir ortamda romancı olma hayalleri kuran bir genç. Aynı evde kaldığı karizmatik felsefeci Tomasz ve onun Hollandalı eksantrik kız arkadaşı Sharon. Yaşadığı yerin iki sokak ötesinde işlenen ve Avrupa siyasetini sarsan Theo van Gogh cinayeti. Göçmenlik ve demokrasi sorunlarını tutkuyla tartışan Amsterdamlıları izlerken ve onların aralarına katılırken, 750 yıllık bu kanal şehrinin her sokağını keşfetmek, müze evlerde, sahaflarda, Kırmızı Işık semtinde dolanmak, hayaller kurmak. Farklı kültürlerden gelmenin aykırılıklarına alışmaya çalışırken kendini sorgulamak ve yeni ilişkilerin büyüsüne kapılmak. Yazmanın, kendi sesini bulmanın, nihayet özgür olduğunu hissetmenin baş döndürücülüğü.

Şehir, 2000’lerin ilk on yılının tam orta noktasında, yirmili yaşlarında üç insanın paylaştıkları dört mevsimi anlatıyor. Amsterdam’da atılan her adımın, girilen her sokağın, binilen her trenin, yenilen her yemeğin, konuşulan her konunun mucizevi bir biçimde yeniden canlandığı beş bölümlük bir büyüme ve olgunlaşma hikâyesi.

Eleştiriler

Mart 2026 Sabitfikir, Kerem Görkem

Şubat 2026 Sabitfikir, Sabri Gürses

Şubat 2026 K24, Kerem Görkem

Ocak 2026 Art Unlimited

Ocak 2026 Libre

Aralık 2025 Gazete Oksijen, Elif Tanrıyar

Söyleşiler

Mart 2026 – Sabitfikir, Erdem Öztop

Şubat 2026 – Medyascope, Müge İplikçi

Şubat 2026 – Açık Radyo, Ceyhan Usanmaz

Şubat 2026Frog Bey’le Oradan Buradan

1981 yılında İstanbul’da doğan Kaya Genç, Universiteit van Amsterdam’da Oscar Wilde üzerine “Yozlaşmanın Estetiği” başlıklı teziyle yüksek lisans derecesi aldı. 2012 yılında İngiliz edebiyatı alanında edebiyat doktoru oldu. 2005 yılında Amsterdam’da yazdığı ilk romanı Macera’nın (2008, YKY) yayımlanmasının ardından, 2010 yılında Notos Öykü dergisi tarafından “Türkiye Edebiyatında Geleceğin 20 Ustasından Biri” olarak gösterildi. 2011 yılında Newsweek Türkiye dergisi tarafından “Türkiye edebiyatının 40 yaş altı en iyi 20 yazarı”ndan biri seçildi. 2022 yılında İstanbul Boğazı’nın tarihi ve kirletilmesine dair denemesiyle Avrupa Basın Ödülü finalisti oldu. The Millions dergisi tarafından “Türkiye’de yaşayan ve İngilizce yazan en önemli edebiyatçı” olarak tanımlandı.

The Lion and the Nightingale [Aslan ve Bülbül, 2019, Bloomsbury], Under the Shadow [Gölgede, 2016, Bloomsbury] ve An Istanbul Anthology [Bir İstanbul Antolojisi, 2015, American University in Cairo Press] başlıklı kitapları İngilizce kaleme aldı. The New York Times, The New York Review of Books, The Nation, Foreign Affairs, The Believer, The New Yorker, The Paris Review ve The Times Literary Supplement gibi dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. ABD’de Artforum ve İngiltere’de ArtReview ve Frieze dergileri için sanat eleştirmenliği yapıyor, 2013 yılından bu yana Index on Censorship dergisine ve 2024 yılından itibaren The Dial dergisine editör olarak katkı sunuyor.